MEB Sistem İçin Düğmeye Bastı

18 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Sosyal ve ekonomik kalkınmaya yönelik büyük hedefleri olan Türkiye için eğitim, en temel meselelerden biri. Toplumun çok büyük bir bölümü eğitimin önemi üzerinde hemfikir. Ancak, diğer birçok alanda olduğu gibi bu alanda da değerlendirmeler, genellikle verilere dayalı olmadan, parça parça ve bir bütün içerisinde düşünülmeden yapılıyor.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi bünyesinde 2003 yılında çalışmaya başlayan Eğitim Reformu Girişimi, araştırma, izleme ve savunu çalışmalarını tam da bu boşluğu doldurmak için yürütüyor. ERG’nin başlıca izleme ve araştırma etkinliklerinden olan Eğitim İzleme Raporu 2008 temel alınarak hazırlanan bu yazı dizisinde, Türkiye’de eğitim sisteminin ve eğitim politikalarının bugünkü durumunun bütüncül bir değerlendirmesi sunulacak. �Herkes için kaliteli eğitim� hedefine ulaşabilmek için sivil toplumun kamu politikalarını sürekli izlemesi ve karar verme süreçlerine katılması gerekiyor. Yazı dizisinin kamuoyunun eğitimle ilgili bilgi düzeyinin artırılmasına katkıda bulunmasını hedefliyoruz.

Üç yılda bir Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü tarafından üye ve ortak ülkelerde uygulanan PISA testinde Türkiye’nin aldığı sonuçlar, çocuklarımızın başarı durumu hakkında hiç de iç açıcı bir tablo sunmuyor. En son 2006 yılında gerçekleştirilen PISA testinin sonuçlarına göre, Türkiye 30 OECD ülkesi arasında 29. olabildi, OECD ülkelerinin ortalaması 500 iken Türkiye 424 puan alabildi.

PISA testi, her ülkede 15 yaşındaki öğrencilere okuma, matematik okuryazarlığı ve fen okuryazarlığı alanlarında uygulanan bir sınav. Bu sınavda, öğrencilerin ne kadar bilgi sahibi olduğu değil, edindikleri bilgi ve becerileri günümüz toplumunda karşılarına çıkabilecek durumlarda nasıl kullanabildikleri ölçülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bilgi yerine yaşam becerileri ölçülüyor. Ancak Türkiye’deki öğrencilerin bu alanda eksik oldukları açıkça ortaya çıkıyor: 2006′da öğrencilerimizin yüzde 47’si fen alanında, yüzde 52’si de matematik alanında temel yeterlilik düzeyinin altında kaldı. Örneğin matematik alanında öğrencilerin doğrudan çıkarım yapması ve dört işlemi başarıyla uygulaması temel yeterlilik düzeyine erişmek için yeterli. Ancak Türkiye’deki öğrencilerin yarısından fazlası bunu başaramadı.

PISA testi açıkça gösteriyor ki Türkiye’de eğitim sisteminin temel sorunlarından biri, öğrencilere günlük hayatta karşılarına çıkabilecek sorunları çözebilmeleri için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırılamaması. Temel bir insan hakkı olan eğitimin ana işlevinin ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda karar alabilen ve bunları uygulayabilen bireyler yetiştirmek olduğu göz önüne alındığında, eğitim politikalarının bu sorunun çözümüne yoğunlaştırılması gereği daha iyi ortaya çıkıyor.

Öğretim programları reformu
Türkiye’de üniversite öncesi eğitimden tek başına sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu sorunun çözümü için geçtiğimiz yıllarda çok önemli bir adım attı. Öğrenciye bilgi aktarımını temel alan ve öğretmeni merkeze alan bir öğretim programı yerine, öğrencinin bilgi üretim sürecine dahil olduğu ve bilgi yerine bilişsel becerilerin kazandırılmaya çalışıldığı yenilenmiş bir öğretim programına geçiş için düğmeye basıldı. 2008-2009 yılında ilköğretimde kademeli geçiş çalışmaları tamamlandı, ortaöğretimde ise devam ediyor.

Yeni programlar öğrenci merkezli aktif öğrenme üzerine kuruldu. Bu çerçevede öğrenci, soru soran, bilgiyi ortaya çıkarmaya ve değerlendirmeye çalışan, etkinlikler yoluyla kendi bilişsel gelişimine şekil veren etkin bir birey olarak değerlendirildi. Öğretmen ise öğrencilere rehberlik eden birey olarak konumlandırıldı. Ancak, eski programa göre eğitim vermeye alışmış yaklaşık 650 bin öğretmene yeni sisteme geçmelerini kolaylaştıracak yoğun bir hizmetiçi eğitim desteği verilemedi. Bilginin hızla değiştiği günümüz toplumunda öğretmenlerin bu değişime ayak uydurmasını kolaylaştıracak hizmetiçi eğitimler, Türkiye’de henüz çözülememiş bir durum olarak bekliyor: Yeni stratejik planda her öğretmenin beş yılda bir hizmetiçi eğitim almasının hedeflenmesi, durumun önemini gösterir nitelikte.

Öğretmenler de öğrenmeli
Öğretmenlerin yetkinliklerinin desteklenmesi için daha yenilikçi yollara ihtiyaç var. Bireysel araştırma ya da klasik bir hizmetiçi eğitim etkinliği olarak düzenlenen seminerler, bu yetkinlikleri desteklemek için etkili yollar değil. Öğretmenlerin birlikte çalışmasını, birbirinden öğrenmesini ve ortak ürünler çıkarmasını sağlamak gerekiyor. Dünyada bu alanda öne çıkan modellerden biri olan �akran koçluğu�nun ülkemizde daha yaygın biçimde uygulanması için yoğun çaba sarf edilmeli. Öğretmenlerin öğrenme süreçlerini belirli bir kazanımın geliştirilmesine yönelik olarak ortak biçimde tasarlamaları, izlemeleri ve değerlendirmelerini teşvik eden örnekler, hem yenilikçiliğe daha açık hem de yeni müfredatın ruhuyla daha uyumlu.

Yeni programın başarıya ulaşması için yapılması gerekenler bu kadarla sınırlı değil. Program, çocukları okula devam eden ve toplumun çoğunluğunu oluşturan anne-babalar için de önemli bir anlayış değişikliği gerektiriyor. Velilerin önemli bir bölümünün de yeni programların altında yatan beceri kazanmaya dayanan anlayışa ikna olmadığı, rekabetçi sınav sistemlerinin etkisinde kalarak çocuklarının daha fazla bilgi öğrenmesi gerektiği yönünde öğretmenlere baskı yaptıkları belirtiliyor. Bu sorunun aşılması için, yeni programın velilere daha iyi biçimde anlatılması ve öğrencilerin eğitiminde işbirliklerinin sağlanması şart.

Eğitim kaynakları göstergeleri
Yeni müfredatın başarıya ulaşabilmesi için öğrencilerin öğretmenleriyle daha yakın ilişki kurabilmeleri gerekiyor. Bu da, öğrenci ve derslik başına daha az öğrenci gerekliliği demek. İlköğretimde bu alanda önemli adımlar atılmış olsa da, Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci halen 24. OECD ortalaması ise 16. İlköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının 20′ye düşürülebilmesi için 80 bin öğretmene daha ihtiyaç var. Derslik başına düşen öğrenci sayısında ise bölgeler arasında derin eşitsizlikler dikkat çekiyor. Yoğun göç alan İstanbul’da ilköğretim okulunda bir derslikte 49 öğrenci oturuyor, Güneydoğu Anadolu’da ise 44. Hükümet, derslik başına düşen öğrenci sayısının en fazla 30 olmasını hedefliyor. Bu hedefe ulaşılabilmesi için ilköğretimde 55-60 bin dersliğin, ortaöğretimde ise 75-80 bin arası dersliğin acilen yatırım programlarına alınması gerekiyor.

Öğrencinin kendi bilişsel gelişimini düzenleyebilecek şekilde güçlendirilmesi, eğer iyi uygulanabilirse, Türkiye’nin kalkınmasına çok büyük katkı sağlayacak bir hamle. Yeni öğretim programları, Türkiye’nin PISA gibi yaşam becerilerini ölçmeyi hedefleyen uluslararası testlerdeki durumunu düzeltmesini de sağlayabilir. PISA sonuçları, bazı başarı öykülerini de sunuyor: PISA 2000′de 470 puan alan Polonya, 2003 ve 2006′da puanlarını tutarlı bir biçimde yükseltti ve 2006′de OECD ortalamasının üstünde puan aldı. Bu durum, Polonya’da 1999′da uygulanmaya başlanan bütüncül ve kapsamlı bir eğitim reformuna bağlanıyor. Bu da gösteriyor ki, işin sırrı eğitimin tüm bileşenlerini (müfredat, öğretmenler, okullar…) aynı anda planlayan bütüncül bir eğitim stratejisi oluşturup uygulayabilmekte.

PISA testinin gösterdiği gerçek

Yukarıda PISA testlerinden bir soru var. Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık yarısı, aşıların hangi durumlarda kullanılacağını bilmiyor. Bu sorudan önce bilginin çıkarsanabileceği bir metin de var. 15 yaşındaki çocukların yüzde 40′ı okula gitmediği düşünüldüğünde yanıtı bilen bir azınlık!

Eğitim ‘kıt olanaklar’ dikkate alınsa da kötü

Türkiye’de eğitim sistemiyle ilgili en çok öne sürülen iddialardan biri, ülkenin ekonomik durumu göz önünde bulundurulduğunda eğitimin durumunun iyi olduğu yönündedir. Oysa uluslararası karşılaştırmalar bunu doğrulamıyor. öğrencilerimizin aldığı sonuçlar ekonomik durumumuza göre bile kötü: Türkiye’nin gelir durumuna göre alması gereken ortalama puan 455, oysa Türkiye 424 puan alabildi. Gelir durumunun tek belirleyici olmadığını gösteren ülkeler de var: Milli gelirine göre 478 puan alması beklenen Finlandiya, tam 563 puan aldı.

Meslek Liseliler Sayısal Ders Görecek

18 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Lise

Milli Eğitim Bakanlığı, Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) meslek liselerine uygulanan katsayı sisteminin kaldırılması üzerine müfredatta düzenlemeye gitti. Bakanlık, meslek liselerinin mevcut alan derslerini azaltmadan seçmeli matematik, fizik, kimya, biyoloji ve geometri gibi dersler koydu.

Böylece üniversiteye gitmeyi düşünen meslek lisesi öğrencileri, haftada 5 saat bu derslerden seçerek genel lise öğrencileri ile aynı şartlarda sınava hazırlanabilecek.

Talim ve Terbiye Kurulu, YÖK’ün 2010 yılından itibaren uygulayacağı yeni üniversiteye giriş sistemine paralel olarak tüm liselerin haftalık ders çizelgelerini yeniledi. Bu kapsamda yeni üniversiteye giriş sisteminde ayrı bir sınav olarak uygulanacak ‘geometri’, genel ve meslek liselerinin 9. sınıfına zorunlu ders olarak konuldu.

Geometri dersi için liselerde ortak uygulanan ‘tanıtım ve yönlendirme’ dersi kaldırıldı. Sadece 9. sınıflarda haftada iki saat verilen beden eğitimi dersi, 10, 11 ve 12. sınıflara da birer saat ilave edildi. Ancak şimdiye kadar seçmeli olan müzik ve resim dersleri de beden eğitimi saatiyle birleştirildi. Öğrenciler 9. sınıfta 2, diğer sınıflarda ise birer saat beden, müzik ve resim derslerinden birini zorunlu olarak alacak. İmam hatip liselerinde ise müzik dersi ‘dinî musiki’ olarak uygulanacak. Böylece ilk kez imam hatiplere ‘dinî musiki’ dersi gelmiş olacak.

Ders çizelgelerindeki en önemli değişiklik meslek liselerinde yapıldı. Meslek lisesi öğrencilerine haftada 5-6 saat ders seçme imkanı getirildi. Üniversite sınavına hazırlanacak meslek lisesi öğrencileri sınava gireceği alana göre ister sayısal (matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji) isterse sözel (coğrafya, tarih, edebiyat, psikoloji) ders seçebilecek. Böylece meslek lisesi öğrencileri, üniversite için altyapılarını hazırlayabilecek. Bu şekilde şimdiye kadar haftada 35 saat ders gören meslek lisesi öğrencilerinin ders yükü haftada 40 saate çıkacak. Genel lise öğrencileri ise haftada 30 saat ders görmeye devam edecek.

DGS’de ‘Ek Yerleştirme’ Müjdesi

18 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

YÖK, meslek yüksekokulu öğrencilerinin üniversitelerin lisans programlarına yerleşebilmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen Dikey Geçiş Sınavı sonuçlarına göre üniversitelere ”ek yerleştirme” kararı aldı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, YÖK konuya ilişkin hazırladığı yönetmelik taslağını Başbakanlığa gönderdi.

YÖK yetkilileri, mevcut yönetmelikte Dikey Geçiş Sınavı göre yapılan yerleştirme sonucunda üniversitelerde boş kalan kontenjanlara ek yerleştirmenin mümkün olmadığını belirterek, yönetmeliğin bu hükmünün değiştirildiğini bildirdi.

Dikey Geçiş Sınavı sonuçlarına göre ek yerleştirme yapılabileceğine ilişkin yönetmelik değişikliği taslağının Başbakanlığa gönderildiğini belirten yetkililer, bu uygulamayla meslek yüksekokulu öğrencilerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını dile getirdi.

Yetkililer, Dikey Geçiş Sınavı sonuçlarına göre ek yerleştirme uygulamasının bu yıl başlayacağını kaydetti.

Dikey geçiş için halen devlet üniversitelerinde 112, vakıf üniversitelerinde 600, KKTC’deki üniversitelerde de 1302 boş kontenjan bulunuyor. Dikey geçiş için toplam 10 bin 431 kontenjan ayrılmıştı.

Dikey Geçiş Sınavı’na, meslek yüksekokulları ile Açıköğretim ön lisans programlarını başarıyla tamamlayan mezunlar katılabiliyor. Bu sınavı kazanan öğrenciler, örgün öğretim lisans programlarına dikey geçiş yapabiliyor.

BES: Hükümet ve YÖK yanlış adım atıyor

16 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, YÖK’ün üniversitelerde Kürtçenin okutulmasının önünü açan kararını değerlendirdi ve “YÖK, Kürtçe dışındaki diğer yerel dillere negatif ayrımcılık yapmıştır. Ülkemizin çoğulcu, katılımcı, nitelikli demokratik kültürünün oluşabilmesi için hiçbir yerel dil ve kültüre kamu kaynaklarını kullanarak ayrımcılık yapılmamalıdır. YÖK´ün üniversitelerde yerel dillerde bölüm açılması yönündeki yasal engelleri kaldırarak, bu konudaki talep ve ihtiyaçları devlet üniversiteleri yerine özel üniversiteler maharetiyle çözülmesinin önünü açması gerekmektedir, dedi.
Hükümet tarafından da desteklenen üniversitelerde Kürtçe
mler açılması projesinin devlet üniversitelerini kullanarak, kamu kaynaklarını seferber ederek yapılmasının adil olmayacağını, çeşitli sıkıntıları beraberinde getireceğini, YÖK´ün kararının ayrıca Anayasaya ve üniversite özerkliğine aykırı olduğunu söyleyen BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Hükümetin ve YÖK´ün üzerine düşen görev bu konudaki yasal engelleri kaldırmak ve denetlenmesini sağlamak olmalıdır, dedi.

Tek dersten kalan liselilere sınav hakkı

16 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Lise

Tek ders yüzünden üniversiteye kayıt yaptıramayan öğrenciler rahat nefes alabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ün işbirliği ile, İl Milli Eğitim Müdürlüklerince Eylül ayı içerisinde yapılacak tek ders sınavlarından geçen öğrenciler, kazandıkları üniversitelere, belirlenen kayıt tarihleri dışında da kayıtlarını yaptırabilecekler.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, geçmişte belirlenen kayıt tarihleri dışında üniversitelere kayıt yaptırmanın mümkün olmadığını hatırlatarak, “Üniversiteyi kazanan ancak tek dersi kalan öğrencilerin kazanılmış hakları saklı tutulacak, öğrenci bu dersten geçtikten sonra diplomasını alıp kazandığı üniversitesine kayıt yaptırabilecek” dedi.
YÖK yetkilileri de, Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşüldüğünü belirterek, “Eylül ayı içinde bu öğrencilere hak vereceğiz, öğrenci bu ay içinde sınavını geçerse kayda alınacak” açıklamasını yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı tek ders sınavıyla ilgili olarak 10 Eylül’de bir genelge yayınladı. Eylül ayında yapılmakta olan sorumluluk sınavları ile genelge doğrultusunda yapılan sınavlardan sonra tek dersten başarısızlığı nedeniyle mezun olamayan son sınıf öğrencileri, başarısız dersinin hangi sınıfa ait olduğuna bakılmaksızın valiliklerce belirlenecek tarihlerde sınava alınacaklar.
AÇIKÖĞRETİM LİSELERİNE EK SINAV HAKKI
Öte yandan, Açıköğretim liselerinde öğrenim gören ve mezuniyetlerine en çok 13 kredi kalan öğrencilere ek bir sınav hakkı verilecek. Öğrenciler, 27 Eylül’de Ankara’da saat 10.00’da ve tek oturum olarak yapılacak sınava, Döner Sermaye İşletmesinin ilgili hesabına 20 TL yatırarak girebilecek.

Üniversiteye giremeyenlere ek yerleştirme şansı

16 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Üniversitelere “ek yerleştirme” başvuruları 5-9 Ekim 2009 tarihleri arasında yapılacak.
Üniversitelere “ek yerleştirme” takvimi belirlendi. 2009-ÖSS’ye giren adaylardan baraj puanlarını aşan adaylar 5-9 Ekim günleri arasında ek yerleştirme için başvurabilecek.
Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yükseköğretim programına yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor.
Bu arada, ek yerleştirme kontenjanlarının henüz netleşmediği ancak üniversitelerin ön lisans ve lisans programlarında 140 bini aşkın boş kontenjan bulunduğu öğrenildi.

MEB yurtdışına burslu öğrenci gönderecek

14 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığı´nın (MEB) pek çok öğrenciye yurtdışında resmi burslu lisansüstü eğitim imkanı sunan ´´5 Yılda 5000 Öğrenci´´ Projesine ilişkin olarak, ´´2009 yılında 1294 öğrencimizi 448 alanda lisansüstü öğrenim için yurt dışına göndereceğiz´´ dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından başlatılan “5 Yılda 5000 Öğrenci” projesiyle, 1416 sayılı kanun kapsamında yurtdışına yüksek lisans ve doktora yapmaları için burslu öğrenci gönderiliyor.
Projeyle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, projeyle 2006 yılından itibaren öğrencilerin yurtdışına lisansüstü öğrenim yapmak üzere gönderildiğini anımsattı. Projeyle 2006 yılından itibaren yurt dışına öğrenci gönderme işlemine büyük bir ivme kazandırıldığını anlatan Çubukçu, ´´Bugüne kadar bu projeyle bin 300´ü aşkın öğrenci yurtdışında eğitim öğretim hayatına başlamıştır ve 82 öğrencinin de işlemleri devam etmektedir. Bu projeden önce ise ortalama 15-20 branştan yılda 30 ila 50 arasında öğrenci gönderilmekteydi´´ diye konuştu. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, ´´2009 yılında ise 1294 öğrencimizi 448 alanda lisansüstü öğrenim için yurt dışına göndereceğiz´´ dedi.
Başvurular 24 Eylül´de başlayacak
Yurtdışında eğitim almak isteyenler müracaatlarını 24 Eylül 2009-2 Ekim 2009 tarihleri arasında internet ortamından ÖSYM´ye yapacak. Diploma notu 100 üzerinden 70, 10 üzerinden 7, 4.00 üzerinden 2.75 ve ALES taban puanı 75 olan öğrenciler burslu eğitim için başvuru şansı elde edecek. Geçmiş yıllarda üniversiteler ve TPAO adına öğrenci gönderilirken bu yıl BOTAŞ ve TCDD adına da öğrenci gönderilecek.
Yurtdışına gönderilecek öğrencilere uluslararası dil yeterlik sınavlarına yönelik 8 ay süreli yabancı dil kursu açılacak. Ankara, İstanbul ve İzmir olarak tespit edilen kurs merkezlerinden biri, öğrenci tarafından seçilebilecek. Kurs sonunda yeterli başarıyı gösteren öğrencilerin yurt dışındaki üniversitelerden akseptans (kabul belgesi) almaları gerekecek. Ayrıca yurtdışına çıkan bu öğrenciler gittikleri ülkelerde dil uyum kursuna da tabi tutulacak.

Miniklerin uzun eğitim maratonu başlıyor

14 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Okullarına alışmak amacıyla eğitime erken başlayacak minik öğrenciler, 18 Eylül´e kadar ´´uyum programı´´na alınacak. Öğrenciler, bu program kapsamında öğretmenlerinin gözetiminde çeşitli etkinliklere katılacak, okullarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini tanıyacak. Uygulamayla çocukların okula adaptasyonlarının sağlanması, okul kaygısının giderilmesi, öğretmenine güven duyup günlük akışa uyum sağlaması, oyun, drama, sosyal ve sportif etkinlikler yoluyla öğrenme ortamını, okulunu, sınıfını, arkadaşlarını, öğretmenlerini tanıması, okul kurallarını öğrenmesi, aynı zamanda evine güvenle gidip gelme eğitimi alması ve okula iyi bir başlangıç yapması amaçlanıyor. Bu eğitim öğretim yılında ilköğretim okullarına yaklaşık 1 milyon 292 bin öğrencinin kayıt yaptırdığı tahmin ediliyor. 2009-2010 eğitim öğretim yılı ise 24 Eylül Perşembe günü başlayacak. Bazı özel okullar Milli Eğitim Bakanlığından alınan izinle eğitim öğretim yılını yarın başlatacak. Eğitim öğretim yılının ilk yarısı 22 Ocak 2010 günü sona erecek ve öğrenciler, 5 Şubata kadar tatil yapacak. İkinci yarıyıl 8 Şubatta başlayacak ve 18 Haziranda sona erecek. Uyum programı Bağımsız anaokulları ve anasınıfları ile uygulama sınıfları için ilgili öğretmenler tarafından okul öncesi eğitimin temel ilkeleri ve amaçları doğrultusunda oyunun temel etkinlik olarak dikkate alındığı, çocuğun okulu tanıma ve uyumunu sağlamasını kolaylaştıracak bir haftalık esnek bir program hazırlanacak. Velilerin öğrencilerle beraber okula gelip gitmelerinin alışkanlık haline gelmemesi için veliler zaman zaman sınıf ortamına alınabilecek. Velilere yönelik rehberlik ve psikolojik danışma servislerince okul, öğrenci ve veli ilişkisi, öğrencilerde oluşabilecek kaygılar, korkular ve alınacak önlemler gibi konularda bilgilendirme çalışmalarına yer verilecek. Üç ders olacak Normal öğretim yapan okullarda birinci sınıflar kendi sınıflarında, ikili öğretim yapan okullarda ise birinci sınıflar başka bir sınıfta uygulama yaparken kendi sınıflarını dönüşümlü olarak kullanacak. Uyum programı, 09.00-12.00 saatleri arasında 40´ar dakikalık üç ders saati ile 15-20´şer dakikalık iki dinlenme saatinden oluşacak. İlköğretim birinci sınıf öğrencileri başlangıç aşamasında okuma yazmaya yönelik çalışmalar ile karşılaşmadığından ve bu yönde öğrencilerde isteksizlik görüldüğünden, bu programın son aşamasına doğru okuma yazmaya yönelik faaliyetlere yer verilebilecek. Okul öncesi eğitim alarak gelen öğrenciler, programın içeriğine daha önceden alışık oldukları için bu öğrencilerin yeni gelen öğrencileri ve programı olumsuz yönde etkilememeleri için gerekli önlemler alınacak. Sınıflar ve öğrenciler arasında sportif ve kültürel etkinlikler düzenlenecek. Okul fobisini yenme, drama, eğitsel oyun, sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler gibi konularda yerel düzeyde hizmet içi eğitimler düzenlenerek öğretmenlere seminer verilecek. Taşımalı eğitime tabi ve YİBO öğrencileri, mevzuata aykırı olmamak şartıyla yerel imkanlar ölçüsünde eğitimden faydalandırılacak. Şarkı söyleyip, masal dinleyecekler Uyum programı kapsamında, öğrenciler ve öğretmenler tanışacak. Öğrencilere, okullar tanıtılacak, sınıf, koridor, tuvalet kullanımı hakkında bilgi verilecek. Uyum programında, öğrenciler veya öğretmenler öyküler anlatacak. Öğretmenler, oyuncaklar hakkında konuşacak ve öğrencilerin sevdikleri oyuncakları anlatmalarına, şarkılar söylemelerine, oyun oynamalarına izin verecek. Minik öğrenciler, uyum programı kapsamında defter, kalem ve sınıftaki araçları kullanmayı da öğrenecek.

1.Sınıflar Sene Başı Zümre Öğretmenler Toplantı Tutanağı 2009-2010

11 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Dosya Merkezi

1.Sınıflar Sene Başı Zümre Öğretmenler Toplantı Tutanağı 2009-2010

Buradan İndir

2009-2010 3.Sınıflar Sene Başı Zümre Öğretmenler Toplantı Tutanağı

08 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Dosya Merkezi

2009-2010 3.Sınıflar Sene Başı Zümre Öğretmenler Toplantı Tutanağı


İndir

Sonraki yazılar »