Memurlar 310 lira zam istiyor

12 Ağustos 2010 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, “Gelecek yıl kamu görevlilerine uygulanacak zam ve tazminatlar konusunda mali talebimiz en düşük dereceli memur için 310 TL’dir” dedi.

Akyıldız, sendika genel merkezinde 9. dönem toplu görüşmeler öncesinde, sunacakları tekliflere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasının bir an önce hayata geçirilmesinin kamu görevlilerinin en büyük beklentisi olduğunu belirten Akyıldız, yapılacak artışlarda hedeflenen enflasyon yerine açlık ve yoksulluk sınırının dikkate alınmasını istedi.

Türkiye Kamu-Sen olarak mali haklarla ilgili taleplerini 3 ayrı kategoride belirlediklerini ifade eden Akyıldız, şunları söyledi:

“Bunlardan birincisi ek ödeme oranlarının artırılarak kurumlar arasındaki ücret farkının aşağı çekilmesi, ikincisi kamu görevlilerinin kendileri ve ailelerinin insanca yaşaması için yetecek düzeyde ücret almalarını sağlamak amacıyla talep edilecek artış, üçüncüsü ise sendika üyesi olan kamu görevlileri ile üye olmayanlar arasında fark oluşturmak adına sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme priminin yeniden hayata geçirilmesidir.

Geçmiş dönem kayıplarının karşılanması için seyyanen 200 lira, 2011 yılı için ise enflasyon hedefinin üzerine yüzde 2 refah payı eklenmesi suretiyle ulaşılan yüzde 10 maaş zammı talep ediyoruz.

Bu talepler ışığında Türkiye Kamu-Sen’in gelecek yıl kamu görevlilerine uygulanacak zam ve tazminatlar konusunda mali talebimiz en düşük dereceli memur için 310 TL’dir.”

Mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezun

29 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), 10 yıldır mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezunlarının yüzde 10′unu bile öğretmen olarak atamadığını bildirdi.Mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezunu olan ve öğretmen olarak atanamadıklarını belirten bir grup, ellerindeki diploma fotokopileriyle MEB önünde toplandı.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, burada yaptığı konuşmada, 70 bin mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezununun hala atamasının yapılmadığını, bu nedenle işsiz olan bu gençlerin maddi olanaksızlıklar yüzünden eyleme bile katılamadıklarını ifade etti.

Türkiye’de 370 bin öğretmen adayının ”bugün, yarın atanacaksınız” diye kandırıldıklarını belirten Koncuk, son KPSS sınavına 300 bin öğretmen adayının katıldığını anlattı.

MEB’in bu yıl 70 bin öğretmenin atamasını yapacağını hatırlatan Koncuk, ”Bakanlık, bu kadrolara öğretmen atasın, hatta yıl sonunda 30 bin öğretmen daha alsın. Ancak Sayın Bakan Nimet Çubukçu, bu atamaları mevcut sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirerek yapmayın. Onları ayrıca kadroya alın” diye konuştu.

MEB’in, Türkiye’de 140 bin öğretmen açığı olduğu yönünde açıklamada bulunduğunu belirten Koncuk, ”MEB, 10 yıldır mesleki ve teknik eğitim fakültesi mezunlarının yüzde 10′unu bile öğretmen olarak atamadı. Çocuklarımız 300-500 TL’ye çalışıyorlar. Sonra da millete haktan, adaletten bahsediyorlar” dedi.

Talepleri doğrultusunda slogan atan ve pankart taşıyan gruptakiler adına açıklama yapan Süreyya Karadurmuş da ağustostaki öğretmen atamalarında, alanlarındaki kontenjan sayısının en azından üç haneli rakamlara çıkarılmasını ve ücretli öğretmenlik, usta öğreticilik gibi ”taşeron işçiliklerin” kaldırılmasını istedi.

Öğretmen atamaları için muhalefete çağrı

03 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, CHP ve MHP’den, 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunda yer alan yüzde 50 sınırının iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasını istedi.

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, muhalefet partilerine yazı yazarak, 2010 Bütçe Kanunu’nun “Kadroların kullanımına ilişkin esaslar” başlığı altında “kamu idare, kurum ve kuruluşları, serbest memur kadrolarına 2009 yılında emeklilik, ölüm, istifa veya nakil sonucu ayrılan memur sayısının yüzde 50´sini geçmeyecek şekilde açıktan veya diğer kamu idare, kurum ve kuruluşlarından nakil suretiyle atama yapabilir. Bu sınırlar içinde memur ihtiyacını karşılayamayacak söz konusu idare, kurum ve kuruluşlardan yükseköğretim kurumları için ilave 4.000 adet, diğerleri için ilave 21.000 adet atama izni verilebilir” hükmü ile öğretmen alım sayısının, öğretmen açığının yüzde 50’si ile sınırlandırıldığını belirtti.

Koncuk, bu sınırlandırma nedeniyle de, 2010 yılındaki öğretmen alımının istenilen düzeyde gerçekleşemeyeceğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Bugün ülkemizde atama bekleyen 310 bin civarında öğretmen adayı bulunmaktadır. Bu sayı Haziran 2010 tarihinde 350 bini geçecektir. Ülkemizde ilk defa Ataması Yapılmayan Öğretmenler (AYÖP) bir platform oluşturarak örgütlenmişlerdir. Böylelikle atanamayan öğretmenlerin durumu artık toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, sözleşmeli öğretmen alımını ‘öğrenciyi öğretmensiz bırakmamak’ şeklinde açıkladığı bir temel nedene dayandırmaktadır. 24 Kasım 2009′da TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında ise ‘76 bin 721 öğretmen açığımız var’ diyerek öğretmen açığını düşük göstermekle birlikte, açık bulunduğunu kabul etmektedir.”

Koncuk, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın imzası ile 14 Kasım 2008′de 81 il valiliğine ve il Milli Eğitim Müdürlükleri’ne “Öğretmen Açığı” başlıklı yazı gönderildiğine de değinerek, “Valiliklere ve il milli eğitim müdürlüklerine resmen ‘öğretmen açığını gizleyin. Öğretmen ihtiyacını belirten resmi belgeleri ise sitenizden kaldırın’ emri verildiği için öğretmen açığı konusunda yapılan tespitler eksik kalmaktadır” dedi.

Koncuk, muhalefet partilerinden Bütçe Kanununda yer alan “yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde..” ibaresinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmalarını talep ettiklerini bildirdi.

HEMŞİRELİK LİSANS TAMAMLAMA PROGRAMI HAKKINDA DUYURU

10 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Halen kamu veya özel sektörde çalışmakta olan hemşirelik bölümü/programı ön lisans mezunu hemşirelerin lisans tamamlama eğitimlerini gerçekleştirmek amacıyla Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında bir protokol yapılmış ve bu protokol YÖK tarafından onaylanmıştır.Hemşirelik Lisans Tamamlama programı ile ilgili sürecin Bakanlıkla ilgili kısmı halen devam etmektedir. Sağlık Bakanlığınca 01.10.2009 tarihinde yayımlanan 2009/57 sayılı genelge doğrultusunda ön başvuruda bulunan ve başvuruları kabul edilen aday öğrencilerin 05–23 Ekim 2009 tarihleri arasında İl Sağlık Müdürlüklerine şahsen müracaat etmeleri ve kayıt için gerekli belgeleri teslim etmeleri gerekmektedir. Daha sonraki süreç Atatürk Üniversitesi tarafından yürütülecektir.
Üniversitemiz tarafından başlatılacak süreç bilahare (www.atauni.edu.tr) web adresinden duyurulacaktır. Program ile ilgili detaylar hakkında bilgi almak için telefon açılması yerine ( helitam@atauni.edu.trBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır ) adresine e-mail atılması ve cevaplar için de duyuruların takip edilmesi gerekmektedir. Gerekli duyurular ATAUZEM (Atatürk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi) tarafından yapılacaktır. Sağlık Bilimleri Fakültemiz ders içerikleri ve sınavların hazırlanması ile ilgili sorumluluklara sahip olup, programın yürütülmesinden ATAUZEM sorumludur. Bu nedenle bu Fakültemize telefon ile ulaşılmaması rica olunur. Bununla birlikte gelen yoğun telefonlar doğrultusunda ortaya çıkan bazı sorulara ilişkin yanıtlar aşağıda verilmiştir.
3. Sınıf Dersleri
- Hemşirelik Felsefesi ve Temel Kavramlar
- Hemşirelikte Eğitim
- Hemşirelik Esasları
- Temel Bilgi Teknolojileri
- Biyoistatistik

4. Sınıf Dersleri

- Yönetim ve Organizasyon
- Sağlık Mevzuatı ve Hemşirelik
- Hemşirelik Bakımı Yönetimi
- Sosyal Antropoloji
- Genetik

Türk Metal Sendikası hakkında suç duyurusu yapıldı

10 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Türk Metal SendikaManisa Şube Başkanı Mehmet Ali Özaltın, Sendika Genel Başkanı Mustafa Özbek ile Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, ”sendikayı zarara uğrattıkları ve haksız kazanç elde ettikleri” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Özaltın, avukatı Ali Aslan Yıldırım ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gelerek, suç duyurusu dilekçesini Basın Savcısı Nadi Türkaslan’a verdi.

Mehmet Ali Özaltın‘a, tehdit edilmesi gerekçesiyle 24 saat süreyle verilen koruma polisi de eşlik etti.

Suç duyurusu dilekçesinde, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek, Genel Başkan Yardımcısı ve Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Pevrül Kavlak, Genel Başkan Yardımcısı Mecit Hazır, Genel Sekreter Muharrem Aslıyüce, Genel Mali Sekreter Mehmet Soyupek ile ”araştırma sonucu ortaya çıkacak diğer kişilerin yaptıkları eylem ve işlemlerle sendikayı zarara uğrattıkları, muvazaalı işlemler yaptıkları ve haksız kazanç elde ettikleri” öne sürüldü.

Dilekçede, sendikanın parasıyla kurulan Avrasya TV ve Baha Haber Ajansı şirketlerinin kuruluş, devir ve satış işlemlerinin ”muvazaalı olduğu”, Özbek ve yakın çevresine haksız kazanç sağlamayı amaçladığı iddia edildi.

Avrasya TV’ye kazanç sağlamak için Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Özbek’in toplantı, panel ve onuşmaların kanaldan yayınlandığı, karşılığında da sendikanın kanala para ödediği anlatılan dilekçede, sendikanın bazı salonlarının kanala tahsis edildiği, program yapan bazı kişilerin kanaldan değil, ”danışman” adı altında sendikadan para aldıkları savunuldu.

”Toplu iş sözleşmeleri döneminde işverenlere kanala reklam vermesi için baskı yapıldığı” öne sürülen dilekçede, sendikanın sahibi olduğu Ankara Esenboğa Havalimanı yakınlarındaki Büyük Anadolu Oteli aracılığıyla da ”birilerinin haksız kazanç sağladığı” ifade edildi.

Dilekçede, sendikanın, Didim’deki 5 yıldızlı otel inşaatının, ihaleye çıkarılmadan Büyük Anadolu Otelinin işletmecisi şirkete verildiği kaydedildi.

-AVRASYA METAL İŞÇİLERİ FEDERASYONU-

Türk Metal Sendikasının öncülüğünde kurulan Avrasya Metal İşçileri Federasyonunun Başkanlığında Mustafa Özbek’in bulunduğu ve buradan maaş aldığı belirtilen dilekçede, federasyona bağlı 19 yabansendikanın aidat ödemediği, tüm giderlerin Türk Metal tarafından karşılandığı savunuldu. Bunun, sendikanın gereksiz olarak gider yapmasına neden olduğu ifade edilen dilekçede, ”Karşılığında ise Mustafa Özbek’e ilave bir maaş ve unvan sağlamaktadır”denildi.

Sendika hesaplarından, yönetici yakınlarının da içinde bulunduğu birçok kişiye danışman ve personel adı altında ücret ödendiği öne sürülen dilekçede, ”Mustafa Özbek ve çocuklarına ait Türkiye, KKTC ve diğer ülkelerdeki mal varlıklarının araştırılmasını, kaynağının ne olduğunun sorulmasını, mal varlıklarının elde edilme sürecinde herhangi bir suç unsuru varsa bu nedenle cezalandırılmasını talep etmekteyiz” ifadesine yer verildi.

-ÖZALTIN’IN AÇIKLAMASI-

Suç duyurusunda bulunmasının ardından Adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Özaltın, suç duyurusunda bulunduğu için müthiş bir manevi rahatlık duyduğunu ve sendikacılık yapmak isteyenlerin önünü açtığını düşündüğünü ifade etti.

Avrasya TV’nin kurulmasının ardından ciddi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını öne süren Özaltın, ”Toplu sözleşme masalarında, kanala reklam alma pazarlığı içinde olmayı hiçbir dönem içime sindiremedim. Bu, işçilere verilecek paralardan talep edildiğinde, vicdani rahatsızlık duymaya başladım” dedi.

”İllegal, tabiri caiz ise sendika içinde rant cephesi haline gelen organize yapının herkesi rahatsız ettiğini” kaydeden Özaltın, suç duyurusunda bulunma kararından sonra çok sayıda teşekkür ve tebrik telefonu aldığını anlattı.

Suç duyurusunda bulunarak, ”kellesini koltuğun altına aldığını” söyleyen Özaltın, dolaylı yollardan tehdit aldığını, devletin de kendisine koruma sağladığını bildirdi.

Özaltın, ”İnanıyorum ki savcıların yapacağı çalışma sonucunda son yılların en büyük yolsuzluğu ortaya çıkacaktır. Savcılara ve yargıya güveniyorum. Bunun çok ivedilikle olmasını istiyorum. Çünkü şube başkanları zan altında, baskı altında. Şu anda çok ciddi kararlar alınıyor” diye konuştu.

Avrasya TV’ye reklam alınmadan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin bitirilmemesi konusunda ilke kararı alındığının kendilerine iletildiğini iddia eden Özaltın, ”Ergenekonterör örgütüne para aktarıldığına yönelik iddialara ilişin soru üzerine, konuyla ilgili araştırmaların yürütüldüğünü ifade etti.

Mehmet Ali Özaltın, ”Her vatandaşın duyumları gibi, bizim de bu şekilde gözlemlerimiz var” dedi.

Özaltın, ”Yazar Ergün Poyraz’ın kitaplarının Türk Metal tarafından finanse edildiği” iddialarının sorulması üzerine, şunları kaydetti:

”Bize bunlar geldi. Bakıyorum şu anda Ergün Poyraz içeride. Musa’nın Çocukları diye bir kitabı geldi. Bunun içerisinde bizim hemşehrimiz Sayın Bülent Arınç‘a yönelik de birtakım iddialar vardı. Sendikanın asıl işlerinin bunlar olduğu konusunda ciddi kaygılarımız var. Bu kitaplar, sendika tarafından bize verildi. Savcımız araştırdığı zaman herhalde çok daha büyük şeylere ulaşacaktır.”

İlköğretim sayısı azaldı

17 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Eğitim-Sen’in “Eğitim Durumu Raporu-Eylül 2009″ araştırmasına göre, 2002 yılından bu yana ilköğretimde okul sayısında dikkat çeken bir azalma var. İlköğretimde öğrencilerin 24 kişilik sınıflarda tekli eğitim görebilmeleri için 125 bin 853 derslik sayısına ihtiyaç var.

ANKA

Ankara- Eğitim-Sen’in araştırmasında, Türkiye’de toplam öğrencilerin yüzde 75′inin ilköğretimde yer aldığı ve 2009 yılında ilköğretimde okul sayısının 33 bin 769, derslik sayısının 320 bin 393, öğrenci sayısının 10 milyon 709 bin 920, öğretmen sayısının ise toplamda (kadrolu + sözleşmeli) 453 bin 318 olduğu belirtildi.

Araştırmada, 2009 ilköğretim rakamlarına bakıldığında derslik başına 34 öğrenci düşüyormuş gibi göründüğü ancak, ikili eğitim sorununun hala çözülmediği, özellikle metropol ve şehir ilköğretim okullarında derslik başına 40-45 öğrenci düşen okulların bulunduğu belirtildi. İlköğretimde öğrencilerin 24 kişilik sınıflarda tekli eğitim görebilmeleri için 125 bin 853 derslik sayısına ihtiyaç olduğu da kaydedildi.

Son 7 yılda İlköğretim okul sayısında azalma var

İlköğretimin son yedi yıllık gelişim tablosuna göre, 2002 yılından bu yana okul sayısında dikkati çeken bir azalma görülüyor. Araştırmada, bu azalmanın nedeninin özellikle köylerde giderek yaygınlaşan birleştirilmiş sınıf, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) sistemi ve taşımalı eğitim uygulamasının artmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Ayrıca, 2002 yılından bu yana ilköğretimde okuyan öğrenci sayısı artarken, öğretmen, okul ve derslik sayısının bu artışa paralel olarak artmadığına da dikkat çekiliyor.

Ortaöğretimin yüzde 42’si okula devam etmiyor

Araştırmada, 2009 yılında ilköğretimde net okullaşma oranının yüzde 96.49 olduğu, 2009 rakamlarıyla ilköğretimde okullaşma oranının erkeklerde yüzde 96.99, kızlarda ise yüzde 95.97 olarak gerçekleştiği belirtildi. Buna göre, ilköğretim çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 5′inin eğitim hakkından yararlanamadığı ve ortaöğretim çağ nüfusunun ise yüzde 42’sinin ortaöğretime devam etmediğine dikkat çekildi. Ayrıca yapılan araştırmalara göre, 1999-2005 yılları arasında toplam 436 bin 614 çocuğun ilköğretim diplomasına sahip olmadan hayata atıldığı kaydedildi.

Sözleşmeli öğretmenler 24 Kasım’da Bakanlık önünde eylem yapacak.

15 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Toplanma Yeri:Güven Park/Ankara

Saat:11:00

Daha sonra Bakanlık önüne gidilip basın açıklaması yapılacak ve Bakanlık yetkilileri ile görüşülecek.

Bakanlık önü saat:12:00

***

YANIMIZDA YER ALACAK OLAN VE BÜTÜN RESMİ İŞLEMLERİ HALLEDEN AES:

AES(ANADOLU EĞİTİM SEN)

-ÇAĞRI-

Genç ve kalabalık bir nüfusa sahip Türkiye’nin en önemli sorunu eğitimdir. Var olan diğer sıkıntıların çözüme kavuşması da yine eğitimle olacaktır. Öğrenci, veli ve öğretmenlerin varlığı üzerinden yürüyen eğitim sürecinde en önemli bileşen olan öğretmenlerin atanma, kadroya geçme ve özlük hakları açısından yaşadığı sıkıntılar artarak sürmekteyken eğitimde nesnel bir başarı beklemek hayal olacaktır.

Aldığı eğitim öğretmen olması için yeterliyken alan dışına sorularla elemeye maruz bırakılan 250 bin mezun vicdan ve adalet ölçülerini aşan bir dayatmayla KPSS zulmüne uğratılıyor. Bu sınavı aşabilen, branşında açık olan az sayıda öğretmen sözleşmelilik ayıbıyla karşı karşıya. Özür durumu yer değiştirmeleri, sevk ve rapor işlemleri, eğitim ödeneği, maaş ve yolluk ödenmesi gibi pek çok konuda kadrolu öğretmenlerden ayrılan sözleşmeli öğretmenlerin temel sorunu kadroya kavuşmaktır. Ocak 2009 dan itibaren süren il emri sorunun kadrolu öğretmenler lehine düzeltilmesi ve sözleşmeli öğretmenlerin aile kurma, aile olma haklarının gasp edilmiş olması bile tek başına sözleşmeliliğin hukuki bir garabet olduğunun delilidir.

Tek parti iktidarında kadro için maliye ve milli eğitim bakanlıklarının anlaşamıyor olması da anlaşılır bir durum değildir. Koşullar gerektirdiğinde 200.000 den fazla işçiyi bir gecede kadroya geçiren hükümetin 60.000 sözleşmeli öğretmen için ayak diretmesinin mantığı olamaz. Bakanlığı Sayın Hüseyin Çelik’ten devir alan Sayın Nimet Çubukçu’nun eski görevinden ve anne oluşundan kaynaklanan bir duruşla ifade ettiği “kasım sonrası sözleşmeli atama yapılamayacak” sözü ataması yapılamayan öğretmenler ve sözleşmeliler için bir akittir. Bu noktada yanlışta ısrar edilememesi yanlıştan dönüleceği anlamını taşır. Devlette süreklilik esas olduğuna göre Milli eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik tarafından verilen sözleşmelilere hizmet sürelerine göre kadro verileceği sözünün gereği yapılmalıdır

Süregelen ve artan hukuki, insani sorunlar karşısında sabrı tükenen bir kitle olarak, 2009 24 Kasım Tarihine kadar öncelikle il emri mağduriyetinin giderilmesini, daha sonra da sözleşmelilerin kadroya alınacağı takvimin ilan edilmesini talep ediyoruz. Yaklaşık 2 aylık süreçte resmi bir düzenleme olmadığı ve kadroya alınma takvimi açıklanmadığı takdirde sözleşmeli öğretmenlerimiz 24 Kasımı içeren haftada 23, 24, 25 ve 26 Kasım tarihlerinde rapor alarak iş bırakacaklardır. 24 Kasım Salı günü saat 12:00 de sözleşmeli öğretmenlerimiz, ataması yapılamayan öğretmenler ve kadrolu meslektaşlarıyla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı önünde kitlesel bir eylem yapacaklardır.

Türkiye’nin dört yanından aileleri ve hasret kaldıkları evlatlarıyla bakanlık önünde toplanacak olan öğretmenler, Mustafa Kemal Atatürk’ün “başöğretmenlik” ünvanını kabul ettiği bu tarihi gereğince kutlamak için asaleten atanmayı beklemektedir. Öğretmenlik uzmanlık gerektiren tam zamanlı bir meslektir. Bu koşullar sağlanıncaya kadar öğretmen günleri bize haramdır. 24 Kasım 2009 Salı gününü, çiçek ve nutuk yerine “kadro müjdesi” ile kutlamak istiyoruz.

Tüm eğitim sendikaların tüzükleri ve kuruluş gerekçeleri üzerinden 24 Kasım 2009 günü yapılacak eyleme yönetimleriyle ve kitlesel olarak katılım göstermeleri var oluş nedenlerinin gereğidir.

Kamuoyuna ilanen duyururuz.

Anadolu Eğitim Sendikası

YOLUNUZ AÇIK OLSUN ..

TÜM YÜREĞİMİZLE SİZLERİ DESTEKLİYORUZ..

WWW.OGRET.ORG

KESK protestosunda bebeği gözaltına aldılar

14 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Türkiye’nin dört bir yanında KESK gösterileri var. 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınan ve 170 gündür cezaevinde tutuklu bulunan arkadaşları için gösteri yapan KESK’liler demokratik bir ülkede izahının mümkün olmadığını öne sürdü. Gösteri sırasında annesiyle birlikte gözaltına alınan küçük çocuk ise bindirildiği otobüsün camından ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

KESK PROTESTOLARINDAN MANZARALAR

Gözaltına alınan 2 yaşındaki kız ile annesi, 3 saat sonra serbest kaldı.

KARS’ta basın açıklaması yapmak isteyen KESK üyesi sendika üyeleri arasında bulunduğu için kızı, 2 yaşındaki Leda Mizgin ile birlikte gözaltına alınan annesi Suzan Erdoğan 3 saat sonra serbest bırakıldı.

Faik Bey Caddesi’nde toplanan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 34 üyesi, sendikalara yönelik baskıları kınamak amacıyla basın açıklaması yapmak istedi. Üzerlerine giydikleri Eğitim-Sen’e ait formalarla slogan atan göstericilere polis müdahele etti. Gösterinin izinsiz yapıldığını gerekçe gösteren güvenlik kuvvetleri ‘Gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet’ suçundan 34 sendika üyesini bugün saat 12.30′da gözaltına aldı. 2 otobüse bindirilen göstericiler güvenlik önlemleri altında hastaneye götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Bu arada gözaltına alınanlar arasında Dikme Köyü’nde öğretmen olan Suzan Erdoğan’ın kızı Leda Mizgin ile birlikte otobüsün camından çekilen görüntüleri herkesin dikkatini çekti. Annesiyle birlikte daha sonra Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Lera Mizgin Erdoğan, ifadesinin alınması ardından saat 15.30′da serbest bırakıldı. Ana- kız ile birlikte iki KESK üyesi kadın da salıverildi. KESK üyesi 31 erkeğin sorgusu devam ediyor.

‘Üniversitelerdeki kadrolaşma hukuk dışı’

25 Ağustos 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

KESK’e bağlı Eğitim Sen’in Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Gazi Üniversitesi’nde binası, öğrencisi, akademik personeli bulunmayan, hatta ÖYS kılavuzunda bile adı geçmeyen Maliye Meslek Yüksekokulu için kadro ilanı verildiğini söyledi.

ANKA

Ankara- Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, hükümetin üniversitelerdeki kadrolaşma gayretinin hukuku ve akademik kuralları hiçe saydığını söyledi.

KESK’e bağlı Eğitim Sen’in Genel Başkanı Kılıç, yaptığı açıklamada, söz konusu tavrın en son örneğinin Gazi Üniversitesi’nde yaşandığını ifade ederek, binası, öğrencisi, akademik personeli bulunmayan, hatta ÖYS kılavuzunda dahi adı geçmeyen Maliye Meslek Yüksekokulu için kadro ilanı verildiğini belirtti.
 

‘Bankamatik doçentler oluşturulmak isteniyor’

Kılıç, “bankamatik doçentleri oluşturulmak isteniyor” şeklinde değerlendirilen bu uygulamanın, özellikle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından geçen yıl yapılan rektör atamalarının ardından gerçekleşiyor olmasının düşündürücü olduğuna dikkat çekerek şu görüşlere yer verdi: “Gazi Üniversitesi’nde bazı fakültelerin dekanlarının ve/veya bölüm başkanlarının herhangi bir talebi olmamasına rağmen, 25 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yardımcı doçent ilanı verilmiştir. Bu ilanla, Gazi Üniversitesi’nde iki yıldır kadro bekleyen onlarca araştırma görevlisi mevcutken, doktoralarını sadece bir buçuk ay önce bitiren bazı araştırma görevlilerinin yardımcı doçent kadrolarına atanması sağlanmıştır. Böylesi bir uygulamanın alelacele kadrolaşma çabasından öte bir anlam taşımadığı açıktır. Söz konusu ilanların içinde on yıldır öğrenci almayan, herhangi bir binası ya da dersliği bulunmayan, 2009 ÖYS Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yer bile verilmemiş olan Maliye Meslek Yüksek Okulu’na yardımcı doçent ilanı da bulunmaktadır. Verilen ilan, adı var kendisi yok okulun tek personeli olan okul müdürünün bilgisi dâhilinde de olmamıştır. Ayrıca bu kadroya atanacak kişiler için “mahalli idareler maliyesi” alanında çalışmalar yapmış olmak şartı belirtilerek aslında, alınması kararlaştırılmış olan kişi işaret edilmiştir. Zaten öğrencisi bulunmayan, herhangi bir dersin verilmediği bir okula alınacak öğretim elemanı için özel bir alanda çalışma yapmış olma koşulunun getirilmesinin başka hiçbir açıklaması bulunmamaktadır. Bu şekilde, gerekmediği halde verilen ve alınacak kişiyi açıkça işaret eden bir akademik kadro ilanının, “bankamatik doçentliği” yoluyla kamu kaynaklarının israf edilmesi bir yana, sergilenen kadrolaşma gayreti ve partizanlık düzeyi açısından kamu vicdanını rahatsız etmemesi mümkün değildir.”

‘Fakülte dekanı geri adım attı’

Son olarak 8 Ağustos 2009 tarihinde verilen kadro ilanları çerçevesinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde de benzer bir durumun yaşandığı bildiren Kılıç, şöyle dedi: “Fakülte Dekanı, Fakülte Yönetim Kurulu toplantısında, akademik kadro alımında yapılacak dil sınavı için daha önceden hazırlanmış bir jüri listesi açıklamıştır. Öğretim üyelerinin bu yönteme itiraz etmesi karşısında ‘Rektörün talimatıdır, bunu yapmak zorundasınız’ diyerek üyelere baskı yapmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin akademik etik kurallarında ısrar etmesi ve dayatmayı kabul etmemesi ile toplantı kilitlenmiş, 24 Ağustos tarihli toplantıda dekan, yönetim kurulu üyelerinin direnişi karşısında geri adım atmak durumunda kalmıştır.”
 

Cumhuriyet savcılarına davet

Kılıç, sendikalarının bir dizi olumsuzluğu bünyesinden barındıran yükseköğretim sistemine büyük darbe vuracak olan bu kural tanımazlığa karşı sessiz kalınmayacağını da ifade ederek, “Üniversite özerkliğini ve bilimsel özgürlüğü savunan tüm kesimleri duyarlı olmaya çağırıyor; akademik etik ve hukuk kurallarının açıkça çiğnendiği bu uygulamalara karşı, başta Cumhuriyet Savcıları olmak üzere yetkilileri harekete geçmeye davet ediyoruz” dedi.

“Yeni eğitim programında Atatürk yok sayılıyor”

21 Ağustos 2009 Yazan admin  
Kategori Sendikalar

Eğitim-İş 2. Dönem 2. Başkanlar Kurulu Sonuç Raporu açıklandı. Raporda, yeni eğitim programında Atatürk ve ulusal değerlerin “yok sayıldığı”, AKP iktidarının hukuk sistemini yıkma ve Cumhuriyet ile hesaplaşma çalışmalarına yoğunlaştığı sonucu çıktı.

ANKA

Ankara- Eğitim-İş 2. Dönem 2. Başkanlar Kurulu Sonuç Raporu açıklandı. Raporda, AKP iktidarı hukuk sistemini yıkma ve Cumhuriyet ile hesaplaşma çalışmalarına yoğunlaştığı iddia edilerek “Bu tehlikeli gidişi fark eden gazetecileri, bilim insanlarını, yurtseverleri hukuka aykırı biçimde etkisiz hale getirmekte, toplumun dinamik kesimlerini susturmaya çalışmakta ve halka gözdağı vermektedir. AKP iktidarı ile beraber devletin asli görevi olan eğitim ve öğretim, tarikat ve cemaatlerin kontrolüne bırakılmıştır” denildi.

Eğitim-İş 2. Dönem 2. Başkanlar Kurulu Sonuç Raporu’nda AKP iktidarına yönelik önemli iddialarda bulunuldu. Raporda, “İktidar özellikle hukuk sistemini yıkma ve Cumhuriyet ile hesaplaşma çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır. Bu tehlikeli gidişi fark eden gazetecileri, bilim insanlarını, yurtseverleri hukuka aykırı biçimde etkisiz hale getirmekte, toplumun dinamik kesimlerini susturmaya çalışmakta ve halka gözdağı vermektedir” denildi.

Eğitim-İş Başkanlar Kurulu tarafından yapılan saptamalara dikkat çekilirken “AKP iktidarı ile beraber devletin asli görevi olan eğitim ve öğretim, tarikat ve cemaatlerin kontrolüne bırakılmıştır Yönetici atamalarında 76. Madde’ye dayanan keyfi atamalar terk edilmeli, liyakat ve kariyer ve objektif olarak görevde yükselme kriterlerine göre adil atamalar yapılmalıdır” denildi.

Türkiye’deki “olumsuz gidişi” durdurabilmek için demokratik kitle örgütlerinin güç birliği yapmalarının yaşamsal önem taşıdığına işaret edilen raporda, Türkiye’nin çok ciddi sıkıntılar yaşadığı, gelecekte yaşanacak krizlerden en çok etkilenecek kesimin de “emekçiler” olacağı vurgulandı.

“Çalışma barışı bozuldu”

Uygulanan politikalar, taşeronlaştırma ve özelleştirmeler yoluyla çalışma hayatının parçalı ve esnek hale getirildiğine değinilen raporda, aynı işyerinde sözleşmeli 4B, 4C gibi birçok statüd çalıştırılanların bir arada bulunduğuna dikkat çekilerek çalışanların ekonomik özlük haklarının da farklı olduğuna değinildi. Çalışma hayatındaki bu farklılaşmanın, parçalanmayı getirdiği kaydedilen raporda, “Aynı zamanda iş verimliliğini düşürüp iş barışını engellemektedir. Bu da örgütsüz toplumu örgütsüz olmaya zorlamaktadır. Devlet hazinesinden Milli Eğitime ayrılan kaynak artırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarının ve okullarının tüm harcamaları internet sayfasında yayınlanmalıdır. Her okula öğrenci sayısına göre bütçe verilmeli, denetimi için şeffaf ve sendika temsilcilerinin de içinde bulunduğu gerçekçi kurullar oluşturulmalı ve yürütülmeli, ne ad altında olursa olsun (temizlik, güvenlik, kırtasiye vs.) para talep edilmemeli, idareci ve öğretmenler tahsildarlık yapmamalı; veli, öğretmen, öğrenci ilişkisi yalnızca eğitim ekseninde olmalıdır” önerilerinde bulunuldu.

“Yeni eğitim programında Atatürk yok sayılıyor”

Yeni eğitim programında Atatürk ve ulusal değerlerin “yok sayıldığı” belirtilen raporda, “Örneğin eski programdaki Türk Dili kitaplarının kapağında Atatürk’ün Dil Devrimi’nin amacını özetleyen ‘Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır’ sözlerine yer verilirken bu dersin yerine gelen Dil ve Anlatım dersi kitaplarının kapağında bu görüşler yer almamakta tam tersine bakanlığın bastığı ve ücretsiz olarak dağıtmakla övündüğü kitapların genelinde önceki bakanın görüşlerine ve göreve geldiği günlerde yayınladığı Yaşayan Türkçe Genelgesi’ne uygun bir dil ve anlatım kullanılmıştır. Ödev yerine geçen uygulamaların performans, proje gibi sözcüklerle karşılanması dil konusundaki sakat tutumun göstergesidir” denildi.

Eğitim – öğretim kurumlarındaki öğretmen açığının kapatılması için atama bekleyen 200 bin öğretmenin atamasının yapılmadığı da ifade edilen raporda, yeni ÖSS Sistemi’nin de eğitim sisteminin anlayış, yapı ve süreç boyutları ile uyumlu bulunmadığı kaydedildi. Yeni sistemin katsayı eşitliği uygulaması, ortaöğretim kurumlarının yönlendirme temelli, alan/dal uygulamalarını etkisizleştirdiği belirtilen raporda.yeni sistemin; öğrenci, öğrenim, yeterlik ve süreç merkezli anlayış ile çeliştiği açıklandı.

Raporda, “Bu yanlış gidişe dur demek, cumhuriyetimize ve onun kazanımlarına sahip çıkmak, emek mücadelemizin bayrağını biraz daha yükseltmek, çocuklarımıza ve gençlerimize daha güzel bir gelecek sağlamak için tüm kamu emekçilerini Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu çatısı altında Eğitim-İş’te buluşmaya davet ediyoruz” denildi.

Sonraki yazılar »