4 yeni vakıf üniversitesi kuruluyor

13 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Üniversite

4 yeni vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarı Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Tasarıya göre İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, İstanbul Ön Asya Üniversitesi, Süleyman Şah Üniversitesi, Samsun’da da Canik Başarı Üniversitesi kurulacak.

YÖK Teşkilat Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısına göre İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa mazbut vakıfları adına Fatih Sultan Mehmet Vakıf üniversitesi kurulacak. Tasarıya göre ayrıca, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından İstanbul’da Ön Asya Üniversitesi, Sistem Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Süleyman Şah Üniversitesi, Samsun’da da Başarı Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı ile Tanrıverdi Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından Canik Başarı Üniversitesi kurulacak.

Tasarının gerekçesinde Türkiye’de 2007-2008 eğitim öğretim yılında üniversitelerin açıköğretim ve diğer yükseköğretim kurumları hariç önlisans, lisans ve lisansüstü programlarda eğitim gören toplam 1 milyon 746 bin 534 öğrencinin 166 bin 157’sinin vakıf üniversitelerinde öğrenim gördüğünü belirtildi. Gerekçede “Devlet kaynakları ile değil kendi yarattıkları kaynaklarla kazanç amacı gütmeden vakıflar tarafından, kanunla kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip vakıf üniversiteleri Türk yükseköğretiminin ayrılmaz bir parçası ve önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu Tasarı ile kurulacak yeni vakıf yükseköğretim kurumları, Türkiye’nin genç nüfusunun yükseköğrenim talebini karşılamakta yardımcı olacaktır” denildi.

“Üniversiteler uyuyor”

08 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Üniversite

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, katıldığı bilgilendirme toplantısında bir konuşma yaptı. Özcan ”Ülkemizde üniversiteler uyuyor” dedi.YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Uşak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mustafa Kemal Paşa Amfisi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısına katıldı.

Toplantıda, Türkiye’deki yükseköğretimle ilgili sorunlardan başlıklar veren Prof. Dr. Özcan, Türkiye’de yükseköğretimin kalitesini artırmak için göreve geldiği günden beri bir dizi çalışma yaptıklarını ifade etti.

”Ülkemizde üniversiteler uyuyor. Düşünün, hala domatesin tohumunu, buğdayın tohumunu yurt dışından temin ediyoruz. Bu bizim ziraat fakültelerimizin, araştırma merkezlerimizin en büyük ayıbı” diyen Özcan, göreve geldiğinde YÖK Genel Kurulu toplanamadığını söyledi.
Özcan, şöyle konuştu:
”O zamanki Cumhurbaşkanımız genel kurul üyelerinin atamalarını yapmıyordu. Bir buçuk ay boyunca gidip geldim ve yükseköğretimle ilgili en önemli sorunların ne olduğunu tespit etmeye çalıştım.

Türkiye’deki yükseköğretimin en önemli sorununun, üniversiteye girmek için bekleyen 1.5 milyon öğrenci olduğunu düşündük. Bununla ilgili üniversitelerin kapasitesini ilk yıl yüzde 25, ikinci yıl yüzde 15 artırdık. Son 20 yılda üniversitelerin kapasiteleri yüzde 3 ve 6 arasında artırıldığı düşünülürse, önemli bir kapasite artırımına gittik. Çarpıcı bir örnek vereyim, 1986-1987 akademik yılında ülkemizde 21 tıp fakültesi vardı, bu fakültelerde 2005 öğretim görevlisi çalışıyordu, 5 bin 99 öğrenci eğitim görüyordu.

20 yıl sonunda 2006-2007 akademik yılında tıp fakültesi sayısı 47′ye ulaştı. Yani 26 yeni tıp fakültesi açıldı. Öğretim görevlisi sayısı 8 bin 512′ye yükseldi. Ancak tıp fakültelerinde okuyan öğrenci sayısı sadece 18 artarak 5 bin 117 oldu. 26 tıp fakültesi açıyorsunuz, ancak 18 öğrenci artırıyorsunuz. Bu çok ciddi bir sorundu.”

“Kalite artırılmalı”

Türkiye’de üniversitelerin bilim üretmediğini, bilim üretmek için öğretim görevlilerin kalitesinin artırılması gerektiğini ifade eden Özcan, şöyle devam etti:
”Üniversitelere öğretim görevlisi alımıyla ilgili ciddi düzenlemeler yaptık. Örneğin torpili kaldırdık. Onun amcası, bunun dayısı sıfatıyla üniversitelere girmek isteyenlere standart getirdik. Üniversitelerde çalışmak için belirli sınavlara girmek ve bu sınavlarda başarılı olmak gerekiyor.

Mesleki ve teknik eğitimi yeniden yapılandırdık. Türkiye sanayicisi, teknik eleman yetiştirmemizi istiyor. Ekonomimizin güçlenmesini istiyorsak, mesleki eğitime büyük önem vermeliyiz.

YÖS’te (Yabancı Öğrenci Sınavı) düzenleme yaptık. Üniversitemizi yabancı öğrencilere açmamız gerekiyor. Üniversitelerimiz rekabet anlayışını yitirirse başarısız olur. Ancak biz dışardan, parası olan, ülkemizde eğitim görmek isteyen öğrencileri tercih ediyoruz.”

Dil sorunu

Türkiye’deki eğitim sisteminin kurulduğu günden beri yabancı dil sorununu çözemediğini, bununla ilgili yeni bir proje geliştirdiklerini belirten Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Uzaktan eğitim merkezleri bünyesinde üniversitelerimizde çocuklarımıza yabancı dil eğitimi vermek istiyoruz. Bununla ilgili firmalarla görüştük. Onlardan destek alacağız. Milli Eğitim Bakanlığı ile de görüşüyoruz. Yabancı dil eğitimini ilk ve orta öğretimde etkili hale getirilmesini istiyoruz. Eğitim kalitesinin dünya standartlarına çıkarılması öncelikli görevimiz. Düşünün Singapur’da bir araştırma merkezi Domuz Gribi virüsünün dünyada görülmeye başladığı sırada 4 günde virüsün DNA’sını çıkarabiliyor. Oysa ülkemizde hiçbir araştırma merkezinin böyle bir çalışmaya imza attığını duydunuz mu? Ben bir kaç yerde daha söyledim üniversitelerimiz uyuyor. Ama sorumlu bizleriz.”

”20 yıl sonra üniversiteler öğrenci avına çıkacak”

20 yıl sonra üniversitelerin öğrenci avına çıkacağını ifade eden Özcan, şunları kaydetti:
”Devlet üniversitelerinin kapasitelerini artırabileceğimiz kadar artırdık. Yeni vakıf üniversiteleri kuruluyor. 20 yıl sonra ülkemizin nüfusunun yaklaşık olarak 85-90 milyon arasında olacağı ve 1 milyon 200 bin kişinin yükseköğretim yaşında olacağını tahmin ediyoruz. Durum böyle giderse üniversitelerimiz öğrenci bulmada ciddi sorunlar yaşayacak. Üniversite sınavına giren herkes sınavı kazanacak. Üniversiteler öğrenci bulmak için promosyonlar düzenleyecek.”

Toplantıda Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Şişman da üniversiteyle ilgili bilgiler içeren sunum yaptı. Toplantının ardından YÖK Başkanı Özcan üniversitenin Bir Eylül Kampüsünü gezdi.

YGS başvuruları 18 Ocak´ta başlıyor

06 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Üniversite giriş sınavlarına başvuru tarihleri belirlendi. Üniversite giriş sınavı bu yıldan itibaren iki aşamalı olarak gerçekleştirilecek. YÖK Genel Kurulu toplantısında, Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) başvuru tarihi 18 Ocak – 12 Şubat 2010 olarak belirlendi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında YÖK’te gerçekleştirilen toplantıda YGS kılavuzu görüşülerek onaylandı. Toplantının ardından yapılan açıklamaya göre YGS başvuru tarihleri 18 Ocak – 12 Şubat 2010, Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) başvuru tarihi 5-14 Mayıs 2010 olarak belirlendi.
Sınav tarihlerinde ise değişiklik yapılmadı. Buna göre, YGS 11 Nisan 2010’da, LYS 19-20 Haziran ve 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Üniversiteye giriş sınavının 2. aşaması olan LYS’nin tarih, saat ve süreleri şöyle:
- LYS-1 (Matematik), 19 Haziran 2010, saat 10.00, 120 dakika.
- LYS-5 (Yabancı dil), 19 Haziran 2010, saat 14.30, 120 dakika.
- LYS-4 (Sosyal bilimler), 20 Haziran 2010, saat 10.00, 135 dakika.
- LYS-3 (Edebiyat, coğrafya), 26 Haziran 2010, saat 10.00, 120 dakika.
- LYS-2 (Fen bilimleri), 27 Haziran 2010, saat 10.00, 135 dakika.

Promosyonunuz çevreci olsun

20 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel, başlattığı ”Yeni yılda plastik poşet kullanımına son verelim” kampanyası ile firmalara, yılbaşı promosyonu olarak ajanda, kalemlik ve çakmak gibi ürünler yerine file ve bez torba seçmeleri çağrısında bulunuyor

Prof. Dr. Hamdi Temel , yaptığı açıklamada, yılbaşının vazgeçilmezlerinden biri olan promosyon dağıtımında, firmaların bu yıl vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik ürünler seçmesini önerdiklerini ifade ederek, yılbaşı promosyon siparişlerinin verildiği bugünlerde firmaların üzerinde firma logosunun yer aldığı bez torba ve file dağıtmalarının söz konusu olabileceğini belirtti.
İnsanların ucuz ve kolay bulduğu bir ambalajlama, taşıma aracı ve muhafaza yöntemi olan plastik poşetlerin birkaç dakika veya birkaç saat kullanıldığını kaydeden Temel, bu kısacık kullanımın telafisi mümkün olmayan ağır bedellere yol açtığını söyledi.

ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRMELİYİZ

Temel, plastik poşetlerin doğaya tekrar karışmasının poşetin kalınlığına göre 400 ile 1000 yıl sürdüğüne dikkati çekerek, bu sorunun önüne geçilmesi amacıyla çeşitli çözüm yolları arandığını ifade etti.
Geri kazanımın pahalı bir yöntem olduğunu, bir ton plastik torbanın işlenme ve dönüşümünün 4 bin dolara mal olduğunu kaydeden Temel, şunları söyledi:
”Atık boyutu ile bunları yeniden kazanmak mümkün. Ama kazandığımız ham maddeden yenisini imal etmek istediğimizde çok büyük paralara mal oluyor. Ayrıca geri kazanılan plastikle çocuk oyuncağı üretmemek, sera örtüleri yapmamak, sağlık ürünü ya da yiyecek ambalajında kullanmamak gerekir. Plastiğin imhası gelişigüzel de yapılamaz. İdeal olan, plastik maddeyi 1400 derecede yakmaktır, 900 derecede bile iki saniyeden fazla yanma olmazsa zehirli gazların açığa çıkması önlenemez. Bu nedenle bu da çok iyi bir yöntem değildir.
O halde yapılabilecek şey gayet basit. Alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Kullanabileceğimiz kadar naylon poşet almalıyız. Fazla aldığımız her bir poşetin bize çevre kirliliği olarak tekrar döndüğünü bilmeliyiz. Bez poşet ve fileleri tekrar günlük hayatımıza almalıyız.”
Temel, büyük firmaların yaklaşan yılbaşında bez torba ve fileler dağıtabileceklerini, 2010 yılı takvimlerinde bez poşet ve filelerin reklamını yaparak halkı özendirilebileceklerini anlatarak, ”Bu çağrımızı duyurmak amacıyla bir kampanya başlattık. 2010 yılının eşantiyon ve promosyon ürünlerini file ve biz torba olarak seçelim, plastik poşet kullanımına son verelim” dedi.

KANSER VAKALARINDA ARTIŞ

Prof. Dr. Temel, yaklaşık bir yıldan bu yana plastik poşetlerin insan hayatındaki yeri ve zararlarına ilişkin kamuoyunu bilgilendirici seminerler düzenlediklerini de ifade ederek, halkın yoğun ilgi gösterdiği seminerler sonunda bir kampanya ile bu çağrıyı yaygınlaştırmak istediklerini belirtti.
Günlük hayatta plastik poşetlerin çok yoğun ve gelişi güzel kullanıldığını kaydeden Temel, her poşetin çevrede büyük boyutta kirlilik yarattığını söyledi.
Temel, plastik poşetlerin küresel ısınmaya da neden olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
”Plastik poşetler güneş ışınları ile etkileşerek, değişik gazlar çıkmasına neden oluyor. Bazı hayvanların çöplerin arasında yiyecek sanarak yemesi sonucu canlılar zarar görüyor. Naylon kullanımının insan sağlığına olumsuz etkileri ise herkesçe bilinen bir gerçek. Teknolojik gelişmelerin her geçen gün hız kazandığı ülkemizde insanların bu gelişme nedeniyle yaşam standartlarının arttığını düşünebiliriz. Ancak aile bireyleri incelendiğinde kanser vakalarında ciddi oranda artış söz konusu. Teknoloji ilerledikçe hastalıkların azalması beklenirken, hastalık görülen insan sayısında artış var.”
Temel, yapılan araştırmalarda plastik poşetlerin kanserojen etkilerinin belirlendiğini,plastik poşetlerin insan hayatına giren en büyük tehlikelerden biri olduğunu vurgulayarak, nostaljiye dönüşen ve yaklaşık 20 yıl önce herkesin evinde bulunan filelere dönüş yapmanın hiç de zor olmadığını anlattı.
Avrupa’nın bazı ülkelerinde naylon poşet kullanımına sınırlama getirilmesi için vergi uygulandığını ve bu uygulamanın Türkiye’de de başlatılabileceğine değinen Temel, ”Bu bilincin oluşturulmasında ve alışkanlık haline getirilmesinde belediyelere, valiliklere, firmalara ve vatandaşlara büyük görev düşüyor. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirdiği taktirde çok daha temiz bir dünyada yaşama imkanı bulacağız” görüşünü ifade etti.

Gaziosmanpaşa akademik personel alınacak

20 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 4′ü profesör, 7’si doçent, 26’sı da yardımcı doçent olmak üzere toplam 37 akademik personel alacak

Üniversitenin bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan duyurusuna göre, akademik personelin 9′u Gaziosmanpaşa Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri
Fakültesinde istihdam edilecek. Söz konusu fakülte 4 doçent, 5 yardımcı doçent alımında bulunacak.

Ziraat Fakültesine 1 profesör, 2 doçent, 4 yardımcı doçent, Tıp Fakültesine 1 doçent, 5 yardımcı doçent, Fen ve Edebiyat Fakültesine 3 profesör, 5 yardımcı doçent, Eğitim Fakültesine 2 yardımcı doçent, Zile Dinçerler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okuluna 2 yardımcı Doçent, Erbaa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Turhal Meslek Yüksek Okulu ve Tokat Meslek Yüksek Okuluna da 1′er yardımcı doçent alınacak.

Eğitimde son teknoloji!

18 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Bilkom tarafından, Zirve Üniversitesi’nde kurulan Türkiye çapındaki en gelişmiş eğitim teknolojisi tanıtıldı.

Apple CEMEA Bölgesi yetkililerinin de katıldığı ve Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık` ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, Zirve Universitesi ve Bilkom işbirliği ile üniversite içinde hayata geçirilen mobil eğitim projesi hakkında bilgilendirme yapıldı.

Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık,  Apple Teknolojileri ve Eğitime verdikleri önemi vurgulayan konuşmasında, “Bilkom Türkiye olarak, Zirve Üniversitesi yetkililerinin de ileri vizyonu sayesinde, kapsamı ile ilk diyebileceğimiz başarılı bir projeye imza atmış bulunuyoruz. Zirve Üniversitesi ile yaptığımız işbirliği sayesinde, ögrenciler dersleri yalnızca sınıfta değil, istedikleri her yerde takip edilebilecek; okuldaki her şey online sistem sayesinde mobil olarak yürütülebilecek. Artık, sadece sınıflarda ders anlatma-dinleme devri Zirve Üniversitesi’nde son buluyor. Bilkom işbirliği ile hayata geçirilen projede, örgün öğretime destek amacı ile tüm ders içerikleri sesli ve görüntülü bir şekilde dijital ortama aktarılacak ve podcasting yöntemi ile tüm okul ile paylaşılabilecek, seviyeye geliyor. Bilkom olarak inanıyoruz ki, çok kısa bir süre içinde Gaziantep Zirve Üniversitesi, Apple ile güçlendirilmiş bu son teknolojiye dayanan mobil eğitim sistemi sayesinde, sadece ülkemizin değil, bölgenin de en cazip üniversitelerinden biri olacaktır” dedi.

Zirve Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Kısa ise yaptığı açıklamada “Zirveyi hedefleyen bir okul olarak, teknolojinin zirvesinde yer alan marka olan Apple ile işbirliği yapmayı özel olarak tercih ettik” dedi.

Kuzey Texas Universitesi‘nden Rochell Naquin ise,  Zirve Üniversitesi öğrencilerinin dünya standartları düzeyinde ingilizce öğrenmelerini sağlayacak olan sistem hakkında bilgi verdi.

Eğitim sınıflarına girerek, sistemin kuruluşu, işleyişi, Apple Birebir Öğrenim Modeli ve Poscasting teknolojisi hakkında açıklamalı bilgilerin de verildiği ziyaret, Üniversite tanıtım turu ile son buldu.

Detaylı Bilgi:

Gaziantep’te 2009-2010 yılında eğitime başlayan Zirve üniversitesi, kayıt yaptıran her öğrencisine bir adet MacBook Pro 13” veriyor. Öğrenciler öğrenim hayatları boyunca Apple’ın kendilerine sağladığı teknik kolaylıklar ile üniversite hayatlarını tamamlıyor. Bilkom ve Zirve Universitesi işbirliği ile hayata geçen bu projede Gaziantep Apple Premium Reseller Elmacı Pazarı ve Apple çözüm ortaklarından Valensas Teknoloji’nin sistemin kuruluşunda ve okul içine entegrasyonundaki destekleri ile başarıya ulaşıldı.

Zirve Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Taner Nakıboğlu, bu yola
çıkarken Amerika’da kurulan Cristianity Üniversitesi’ni örnek aldıklarını, hatta onlardan birkaç adım ileri giderek dünyada mobil eğitim konusunda bir numara olmak istediklerini belirtiyor. Nakıboğlu; iyi ingilizce bilmenin, bilgisayar kullanmanın ve herhangi bir konuda uzmanlaşmanın iş hayatında başarılı olmak isteyenler için her zaman çok önemli olacağını söylüyor.

Cristianity Üniversitesi’nde okula kayıt olan her öğrenciye bir iPhone veriliyor; öğrenciler dersler ve okul hakkındaki her türlü gelişmeyi online olarak takip edebiliyorlar. Zirve Üniversitesi bu uygulamayı daha da geliştiriyor. Okula kayıt olan her öğrenci bir adet MacBook Pro 13’’ sahibi oluyor. Öğrenciler dersleri, güncellemeleri, duyuruları, sınav sonuçları dahil tüm gelişmeleri birkaç tık ile her zaman yanlarında olacak Macbook Pro’ları ile takip edebiliyor. Ayrıca okul içinde kurulan wi-fi sistemi ile isteyen öğrenciler aynı uygulamalara iPhone veya iPod touch’larından da ulaşabiliyor.

Online yoklama!

Okul içine kurulan Apple Birebir Öğrenim Modeli, podcasting teknolojisi ile derslerin anında kaydedilmesinden, yoklama kontrolüne kadar her türlü kolaylığı sağlayacak. Öğrenci, MacBook Pro’su, iPhone ya da iPod touch’ı ile okul içi internet ağına girdiğinde; sistem kullanıcı kimliğini algılayarak öğrencinin devamlılık durumunu kontrol edecek.

Panolara son!

Tüm öğrencilerin MacBook Pro kullanmasının yanı sıra, Zirve Üniversitesi’ndeki tüm masaüstü bilgisayarlar iMac olacak. Okul içinde yer alan panolar ise  tamamen dijital ekranlardan oluşacak. Duyurular, sınav durumları, bilgiler, tüm okul üyelerine verilen mesajlar bu dijital ekranlarda yer alacak; okullardaki pano devri sona erecek.

Sınıf ötesi dersler başlıyor!

Kapalı kapılar ardından ders anlatma-dinleme devri Zirve Üniversitesi’nde son bulacak. Bilkom işbirliği ile hayata geçirilen projede örgün öğretime destek amacı ile tüm ders içerikleri sesli ve görüntülü bir şekilde dijital ortama aktarılacak ve podcasting yöntemi ile tüm okul ile paylaşılabilecek.

Okul içi sohbet!

Tüm sistem, kurulan ortak bir server üzerinden ilerlediği için kullanılan tüm programlar okul içinde rahatlıkla paylaşılabilecek. Öğrenciler ve akademisyenler akademik takvimi, konferansları, dersleri istedikleri gibi takip edebilecek. Ayrıca, iChat programı ile öğrenciler kendi içlerinde ve akademisyenlerle anında iletişime geçebilecek.

İTÜ öğrencilerinin başarısı

10 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Güneş Arabası Ekibi (İTÜ GAE), kendi tasarımları olan “ARIBA IV” adlı arabayla, Avustralya’da yapılan “World Solar Challange 2009″ adlı yarışta ödül kazanmayı başardı.

Yapılan yazılı açıklamaya göre, dünyanın önde gelen üniversitelerinin katıldığı ve Avustralya kıtasının aşıldığı yarışmada, İTÜ Güneş Arabası Ekibi ”ARIBA IV” ile yarışı 16. sırada bitirdi.

Güneş enerjisiyle çalışan otomobillerin katıldığı yarışta ARIBA IV Avustralya’nın en kuzeyinden en güneyine toplamda 3 bin 30 km olmak üzere çöl şartlarında kat etti.

İTÜ GAE, ilk defa katıldığı bu yarıştan “Best New Comer” ödülünü kazandı.

Hibrid teknolojisinin, güneş enerjisinin, düşük emisyonun ve alternatif enerji kaynaklarının kullanılmasında kıtalar arası son tasarımların mücadele ettiği “World Solar Challenge”de “ARIBA IV tam bir dayanıklılık örneği göstererek Darwin’den Adelaide’a varmayı başardı.

Yarış öncesi ve sırasında bazı problemler yaşayan ekip, aynı zamanda Avustralya’nın zorlu şartlarına da ayak uydurmaya çalıştı.

İTÜ GAE, Türkiye’ye ödülle dönmenin gururunu yaşarken, dünyada bu konuda yürütülen çalışmaları da yakından izleme imkanı buldu.

İTÜ GAE 2004’ten bu yana tasarlayıp hayata geçirdiği 4 güneş arabasıyla TÜBİTAK Formula-G yarışlarının şampiyonluğunu da elinde bulunduruyor.

En son “ARIBA IV” ün tasarım ve üretimini gerçekleştiren ekip, 2004’de İTÜ Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri tarafından kuruldu.

Ekibin halen, Elektrik, Kontrol, Uçak, Makina, Kimya ve Metalurji-Malzeme Mühendisliği bölümlerinden olmak üzere 20’ye yakın aktif üyesi bulunuyor.

Üniversite öğrencilerinin burs ve kredileri 200 lira oluyor

07 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Meclis bütçe görüşmelerinden, öğrencileri sevindirecek bir haber geldi. Üniversite öğrencilerine verilen öğrenim kredisi ve bursların aylık 180 liradan 200 liraya çıkarılması kararlaştırıldı.

Halen 800 bin civarında öğrenci, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan (Yurtkur) kredi veya burs alıyor. 2010 yılında ekstra 75 bin öğrenciye burs, 175 bin civarında öğrenciye öğrenim kredisi verilmesi planlanıyor. Başarılı veya ihtiyaç sahibi öğrencilere burs, kredi için başvuran tüm öğrencilere ise öğrenim kredisi tahsis ediliyor. Burs karşılıksız veriliyor, kredi ise üniversite bittikten iki yıl sonra başlamak üzere geri ödeniyor. Bir öğrenci hem burs hem de öğrenim kredisi alamıyor. Üniversite harcı olan ‘katkı kredisi’ (harç) ise talep eden tüm öğrencilere veriliyor ve ücret öğrenciler adına üniversitelere yatırılıyor.

Yeni burs ve krediler, öğrencilerin hesaplarına ocak ayından itibaren yatırılmaya başlanacak. 2002 yılında 451 bin öğrenciye 45 lira burs ve kredi veriliyordu. Bu yıl Yurtkur’a burs, öğrenim ve katkı kredisinden yararlanmak için 421 bin kişi başvurmuştu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2010 bütçesinin öğrenciler için daha fazla kaynak ayıran bir bütçe olduğunu belirtirken, gelecek yıl öğrencilere sağlanan öğrenim ve harç kredisi ödeneklerini yüzde 12,8 artırdıklarını söyledi. Şimşek, gelecek yıl toplam 1 milyon 634 bin öğrenciye burs, öğrenim ve katkı kredisi ödemeyi hedeflediklerini kaydetti.

Zaman

İletişim Fakültelilere ‘Çocuk hakları eğitimi’

07 Kasım 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

UNICEF ve Türkiye’deki 7 üniversite arasında yapılan işbirliği kapsamında, çocuklarla ilgili haberlerde farklılık yaratmak amacıyla iletişim fakültesi öğrencilerine çocuk hakları dersleri verilecek.

AA

Ankara- Anadolu, Ankara, Bilgi, Galatasaray, Gazi, İstanbul ve İstanbul Aydın üniversiteleri iletişim fakültelerinde okuyan öğrencilere verilecek ”Çocuk Hakları Ders Programı’‘ ile ilgili Ankara Üniversitesi (A.Ü) ANKUZEM binasında tören düzenlendi.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, törende yaptığı konuşmada, çocuk haklarının geliştirilmesi açısından projenin önemini vurguladı.

Atatürk’ün, 23 Nisan’ı çocuklara armağan ettiğini anımsatan Pakdil, Türkiye’nin, bir günü çocuklar için bayram ilan eden ve kutlayan ilk ve tek ülke olduğuna dikkati çekti.

Pakdil, UNICEF’in çocuk haklarıyla ilgili projesini izlediklerini ve desteklediklerini söyledi.
A.Ü Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, medyada genellikle çocukların mağdur oldukları haberlerin yer aldığını, bunun dışında çocukların ürettikleri şeylerle, onların düşünceleri ile ilgili haberlerin yeterince yer almadığını belirtti. Taluğ, projenin, çocuklarla ilgili haberlere bakış açılarında farklılık yaratılmasına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti.

Üniversite olarak daha önce ”Çocuk Üniversitesi Projesi”ni uygulamaya koyduklarını ve yakında da bir ”Çocuk Müzesi” açacaklarını bildiren Taluğ, iletişim fakülteleri öğrencilere çocuk hakları dersi verilmesine ilişkin projenin tarafı olmaktan da mutluluk duyduklarını kaydetti.

UNICEF Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Steve Allen da çocukların kendilerini ifade etme, kendilerini etkileyen konularda görüşlerini dile getirme ve bu görüşleri dikkate aldırma haklarının, gazetecilik söz konusu olduğunda ya ihmal edildiğini ya da hiç bilinmediğini öne sürdü.

Çocuk hakları ders programının, genç gazetecilere mesleklerinde yeni araçlar kazandıracağını ifade eden Allen, böylece çocukların görüşlerine daha fazla kulak verileceği ve bu görüşlerin dikkate alınacağı umudunu taşıdıklarını dile getirdi.

Üniversiteler de tatil edilecek mi?

31 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Üniversite

YÖK Başkanı, domuz gribiyle ilgili üniversitelerde alınacak önlemleri açıkladı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, “domuz gribi” ile ilgili alınan önlemler kapsamında üniversiteli öğrencilerin aşılanması için Sağlık Bakanlığına bir yazı yazarak “Eğer bir şey olursa öğrencileri aşılamaya hazır olun” diyeceklerini bildirdi.

Özcan, Gazi Üniversitesi Konser Salonunda düzenlenen “Türkiye Bilinçli Gençler Projesi”nin tanıtımına katıldı.

Toplantıda yaptığı konuşmada, “çok hasta olduğunu, şu anda evinde dinlenmesi gerektiğini, ancak toplantıya verdiği önem nedeniyle katıldığını” vurgulayan Özcan, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Prof. Dr. Özcan, “Ankara’da okulların 1 hafta tatil edildiğinin anımsatılarak, üniversitelerin de tatil olup olmayacağının sorulması” üzerine, şunları kaydetti: “Bugün Sağlık Bakanlığına bir yazı yazacağız, ’eğer bir şey olursa öğrencileri aşılamaya hazır olun’ diye. Üniversite öğrencileri kendilerini küçük öğrencilerden daha iyi korudukları için çok panik halinde olmamamız lazım.

Birazcık sakin olalım. Çünkü bizim paniğimiz diğer insanları da etkiliyor, halkı da etkiliyoruz böyle yaparak. Bu işi fazla da büyütmeyelim. Ama görüldüğü zaman da tedbirimiz olsun. Biz bugün internet sayfamıza da bir şeyler koyacağız.

Arkadaşlarımızın alacakları tedbirlerle ilgili, Sağlık Bakanlığına da bir yazı yazacağız.” Yusuf Ziya Özcan, “okulların dezenfekte edileceği hatırlatılarak üniversitelerde ne gibi tedbirler alınacağının sorulmasına” karşılık, “Öyle olmuyor biliyorsunuz, temizlenmesi diye bir şey söz konusu değil. Bir başkasından size tekrar geçiyor” dedi.

Sağlık Bakanlığına yazacakları yazının içeriğine ilişkin soruya Özcan, “(Aşılamaya hazır olun) diyeceğiz. Bizim böyle bir talebimiz olduğunu ben zaten 2-3 defa Sağlık Bakanımıza söyledim. (Ne zaman isterseniz) dedi. Şimdi de resmi yazı yazacağız” yanıtını verdi.

Özcan, “Aşı mı talep edeceksiniz?” sorusu üzerine, “Tabi, tabi. 3 milyon üniversite öğrencisi var…” diye konuştu.

“Üniversiteler tatil olmayacak mı?” sorusu üzerine Özcan, “Hayır. Öyle bir şey yok” dedi.

Bir gazetecinin, rahatsızlığıyla ilgili “Sizinki de gribal bir enfeksiyon galiba” sözleri üzerine Özcan, “O gripten değil, ama son günlerde çok yoruldum o yüzden metabolizma zayıf düştü” dedi.

Bilkent BUPS İlköğretim Okuluna devam eden küçük oğlunun durumunun sorulması üzerine de Özcan, “Oğlumda da bir şey yok, ona geçmedi” diye konuştu

Sonraki yazılar »